2009′un da Sonuna Geldik Günlük (Klişe Başlık)
Herkese kucak dolusu sevgiler,
Bugün 2009′un sonuna geldik. Acısıyla tatlısıyla bir yıl daha geride kaldı ve 2010 yılı yeni sürprizleriyle karşımızda. Çok klişe bir yazı oluyor farkındayım ama zaten yıl başı yazısı da nasıl olabilir ki başka. Neyse gelelim 2009′da başımıza neler geldi onları anlatmaya.
Ocak
Eskişehir’de işler yolunda gitmemeye başladığı için Eskişehirdeki işimize son verdik. Arkadaşlarıma veda ettim ve Antalya’ya geri döndüm. Belki bir daha Eskişehiri görmem bile bunu kendim bile bilmiyorum. Genel anlamda Ocak ayı Eskişehirde eşyalarımı satma, borçlarımızı kapatma ve antalyaya dönme ile geçti. Bu dönem de Sinem’in (bilmeyenler için kendisi nişanlım olur. Müstakbel karım
) bana desteği çok yardımcı oldum tek başıma oldukça zorlanacağım kesindi. Tabi ailemin de desteklerini göz ardı etmeyeyim onların da çok desteği oldu.
Şubat
Eskişehirden Antalyaya döndüm ve artık şans mı dersiniz ne derseniz iş için başvurduğum ilk şirkete alındım. Bu Antalyadaki monoton hayatımın başlangıç ayıydı. Sabah 9, akşam 7 haftanın 6 günü çalışmaya başladım. Artık para kazanabiliyordum bu da beni çok rahatlattı. Şirketteki insanlarla ısınma dönemi ve düzenli hayata alışma çabalarım bu araya denk geliyor. Bu sırada Sinem Ankara’ya okulunu bitirmek üzere gitti. Son senesiydi ve alacağı ders sayısı normalden daha azdı (evet kendisi biraz çalışkandır). Ben yine bu dönemde burada genellikle yalnız olmamdan dolayı -herkes başka şehirlerde olduğu için burada pek fazla eski arkadaşlardan kalmadı. Bir Aziz vardı bir de Semih (Eskişehirdeki Semih değil.)- kendimi bir süre gitar çalmaya verdim fakat evde tek başına çalışmak gerçekten biraz zahmetli bir iş bunu çok iyi yapamadım itiraf ediyorum ama hala devam ediyorum.
Mart
Antalyadaki düzenli hayat çok büyük bir şekilde bünyemi kötü anlamda etkilemeye başladı. Her akşam 9 – 10 gibi yatıyor sabah 8:40 gibi kalkıyordum. Sabah kalktığımdan itibaren bütün gün süren bir baş ağrısı, düzenli yenilen yoğun yağlı yemeklerden ve akşamları içilen içkilerden dolayı kilo almaya başlamıştım 108 – 110 kiloya ulaştım. Bu sırada Sinem’in aldığı derslerin devam zorunluluğu olmaması ve zaten konulara hakim olmasından dolayı Antalyaya döndü ve sadece sınav haftalarında Ankaraya giderek okulunu sürdürdü. Bu sırada istanbuldaki arkadaşım Sinan amerikaya work & travel’la gitmek için başvuruda bulundu ve kabul edildi. Ben de fırsat bu fırsat diyerek Sinana amerikadan gitar siparişi verdim. Aldığı gitar muhtemelen ömrümün sonuna kadar benimle birlikte kalacak ve son gitarım olacak. Hala o kadar parayı bir gitara verdiğime inanamıyorum ama deydi gibi
Haziran
Yazın yaklaşmasıyla 4 seneye yakın bir süredir Antalyada yaz geçirmediğimi farkettim ve burada olmanın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anladım. Antalyaya dönmekle doğru kararı vermiştim bundan hiç pişman olmadım. Hayatımın sonuna kadar burada yaşasam pişman olmayacağımı biliyorum. Düzenli hayat bünyemde kötü etkiler bırakmaya az çok yine devam ediyordu. Her gün bir ağrı kesici içiyordum. Meşhur yemek dolayı olan baş ağrılarım eskiden bir kaç ay da bir nadiren olurken artık haftada bire kadar düşmüştü tabi bu kötü bir şey. Sinem’in finalleri de haziran ayında bitti ve okulunu bitirmenin mutluluğuyla Antalyaya döndü. Sinem’in dönmesiyle artık tam düzenli hayata olan yolculuğumuzda yeni başlamış oldu. Bu arada gitar çalmaya devam ediyorum ama biraz daha azalttım ve çok düzenli değil. Daha çok oyun oynamaya başladım bilgisayarda hayatım genelde bu şekilde geçmeye başladı.
Eylül
Gelişen olaylardan dolayı artık hayatımı yavaş yavaş düzene sokmaya başladım. Uyku düzenimi tamamen değiştirdim. Artık gece 2:30′da yatıyorum ve sabah 8:30′da kalkıyorum. 6 saatlik uyku 10 saatlik uykudan daha iyi oluyormuş bunu gördüm. Hem insanın içi de rahat ediyor günü boşa geçirmedim diyerek. Yeme düzenimde kökten bir değişiklik yaptım ve diyetisyene gittim (aslında bunu yazmayacaktım ama ağzımda bakla ıslanmıyor
). Yeme ve uyku düzenimdeki köklü değişiklikler bünyemde olumlu etkiler yaratmaya başladı bile. Oyun oynamaya aynen devam ediyorum ve aynı zamanda gitarda çalıyorum dışarıya çıkmayı ve içki içmeyi biraz daha azalttım. Bu beni asosyalleştirdi ama yine de mutluyum. Bu arada Sinem’de okul bittikten sonraki yaz tatilini sonlandırdı ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde Fizyoloji bölümünde asistan olarak işe girdi. Onun hayatı da artık sabah 8 akşam 5 haftada 5 günlük bir düzene dönüştü. Benim geçtiğim evrelerden geçiyor aynı şekilde
.
Aralık
Aralık aynında başında Sinemle 5 seneyi aşkındır süren ilişkimizi artık daha bir resmiyete taşımak için söz yapmaya karar verdik ve aile arasında bir söz yaptık. Resimleri facebook’tan görebilirsiniz. Daha mutlu bir hayata ilk adımımızı atmış olduk. Ocak sonu gibi de yine aile arasında bir nişan yapacağız daha sonra geriye sadece benim askere gitmem kalacak. Askerden gelince de evleneceğiz ve mutlu bir yuva kuracağız
. Yeme düzenim ve uyku düzenim Eylül ayından beri aynı şekilde devam ediyor ve bunun gerçekten çok büyük faydalarını görüyorum. Bundan sonra da değiştirmeye hiç niyetim yok. Arkadaş çevresinde Ertunç okulunu bitirip Antalyaya geldi artık o ve semihle daha çok görüşüyoruz ama bu seferde Azizi kaybettim yaklaşık bir 3 – 4 aydır sesini bile duymadım desem yeridir. Derslerine yoğunluk verdiğini düşündüğüm için rahatsız etmek istemiyorum. Sinem asistanlığa ve yüksek lisansa tam gaz devam ediyor. Ben de işimden oldukça memnunum hiç bir sorun yok gibi hayatımızda. Bir tek biraz yalnızız Eskişehirdeki kadar sosyal bir hayatımız yok hala Antalyaya alışmaya çalışıyoruz ama ikimizde bundan pişman değiliz.
Bu arada hep bizden bahsettim biraz da arkadaşlarımdan bahsedeyim onlar neler yapmış 2009′da. Alfabetik sıraya göre. Kimse ondan sonra vay beni niye önce yazmadın demesin
Aziz Nizam: Aziz okula devam ediyor şimdilik nasıl gidiyor bilmiyorum ama umarım iyi gidiyordur. Aziz burayı okuyorsan ara ulan artık beni.
Ergin Nalçacı: Ergin istanbulda iş bankasında Alternatif Dağıtım Kanalları Strateji Bölümünde Stajyer Uzman Yardımcısı olarak işe girdi. Hayatı yine dolu dolu yaşıyor. Yoga meditasyon ne varsa yapıyor. Bu adam 100 yaşına kadar yaşamazsa kimse yaşamasın herkes ölsün
Ertunç Demiray: Okulunu bitirdi antalyaya döndü iyi oldu ama sevgilisi gurbet ellerde şimdi öyle bir hüznü var. Okulu bitirdi tatil yapıyor.
Evrim Doğanyiğit: Ocakta ayrılmamızla Ankarada ailesinin yanına döndü. Hacı Musti’yi eskişehirde bırakırken üzülmüştür kesin ama o da eşşeklik etmesin okusun bitirsin okulunu gitsin ankaraya napalım
. Ankarada bir kaç aylık dinlenme safhasından sonra (ya da daha kısa şimdi tam hatırlayamadım) bir yazılım firmasına eğitmen olarak işe girdi (bunu da tam hatırlayamadım hafızam iyice kötüleşti. Kusura bakma evrim
). Hala orada çalışmaya devam ediyor.
Hacı Mustafa Sarıkatipoğlu: Biz eskişehirden ayrıldık o hala orda.
Semih Tekin: Hep Antalyadaydı yine antalyada Ertunçta gelince tam edi büdü oldular. Eminim Serap bile kıskanıyor Semihin sürekli Ertuncun yanında olmasını. Başka bir gelişmesi yok wow oynuyoruz beraber
.
Semih Yağcıoğlu: Ocakta ayrılmamızla Ankaraya yerleşti. Bir kaç aylık iş beğenme süresinden sonra (iş bulamayışı değil adam resmen iş beğenmedi
) Hacettepe teknokentte (öyle hatırlıyorum) bir iş yerinde çalışmaya başladı.
Sinan Dalkılınç: Sinan Amerikaya gitti zaten havada olanları daha da yukarı kaldırdı geldi
. Şaka şaka bu yazıyı patronları okursa diye özellikle böyle yazdım (laf yerine gider sinan bu yazıyı okursa
). Saolsun Amerikada o kadar kocaman gitarı aylarca taşıdı sağ salim bana ulaştırdı aslanım Sinan. Hala okulu bitirmeye çalışıyor en azından sevgilisi yanında buna da şükretsin
.
Tolga Tosun: Oyun oynuyordur ne yapacak başka işimi var bu Tosuncuğun.
Aklıma gelmeyen diğer insanlar: Hepiniz çok mutlusunuz ama ben sizi şimdilik unuttum kusura bakmayın artık…
2009 yılı kısaca benim için bu şekilde geçti. Belki önemli bilgileri atlamış olabilirim ama şimdi aklıma gelen olaylar bu şekildeydi. Geneline bakınca 2009 benim için gerçekten acısıyla tatlısıyla çok dalgalı bir sene oldu. Umarım 2010 yılı da 2009 kadar güzel geçer hatta daha da güzel
.
Herkese şimdiden iyi yıllar seneye görüşmek üzere… (yine bir klişe kapanış)
Dostum çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık. Okurken kimi yerlerde çok güldüm. Dilerim yeni yıl hem sen hem de Sinem için çok güzel geçer. Birbirimizden uzakta olsak da hep gönüllerimizin bir olması dileğiyle. Nice mutlu yıllara…
Bu arada avatarımı hiç beğenmedim. Uzaylı ne ya!
Semih yazımı beğendiğine çok sevindim abi senin de yeni yılın çok güzel geçsin. Önemli olan gönüller bir olsun daha ne oğlum
Bu arada avatar değiştirmek istiyorsan normalde bir sonraki yazımda açıklayacaktım (yeni yılın ilk yazısı) ama şimdiden söyliyim. http://www.gravatar.com bu siteye gir hallet ben senin sitende avatarımın çıkmasını o şekilde sağladım.