Machinarium

Bilgisayar oyunlarını çok severim. Bunu beni tanıyan herkes bilir. O kadar uzun zamandır oyun oynuyorum ki artık hemen hemen her tür oyunu oynadığımı söyleyebilirim. Oyun türleri içerisinde en sevdiğim oyun türü 2-B adventure tarzı oyunlardır. Neden? Çünkü 2 boyutlu oyunlar bana çocukluğumu hatırlatıyor ve iki boyutlu oyunlardan gerçekten o kadar çok zevk alıyorum ki yani bir metal gear solid olsun bir god of war olsun bu kadar eğlenceli gelmiyor bana. Fakat gel gör ki ne kadar seversem seveyim bir türlü adventure oyunlarını beceremiyorum. Yıllardır her denemem beni ayrı bir hüsrana uğratıyor. Oyunlarda hile yapmayı pek seven birisi değilim. Gerçek oyuncuların hile yapacaklarını pek düşünmüyorum. Aynı şekilde oyunları oynarken oyun çözümlerine bakmayı da sevmem ama gelin görün ki iş adventure oyunlarına gelince akan sular duruyor
. Ne zaman bir adventure oyununa başlasam istisnasız bir yerinde tıkanıp kalıyorum ve çözümüne bir göz atıp orayı geçiyorum. Bu insanı biraz huzursuz ediyor. Çözümüne bakmadan ya da hile yapmadan bir oyunu bitirmek insana büyük bir haz veriyor ama bir bölümde 5 – 6 saat dolanıp hiçbir şey yapamayınca insanın başka çaresi kalmıyor. Sizinde başınıza böyle durumlar gelmişse eminim dediğimi anlamışsınızdır.
Geçmişte öyle bir zaman vardı ki istisnasız her yıl bir kaç tane adventure oyunu çıkardı. Komik adventurelar, korkutucu adventurelar, içinden oluk oluk bilmece akan insanı delirten adventurelar, vs. vs. Yıllar ilerledikçe ve teknoloji geliştikçe 3 boyut teknolojisi gelişti ve 3 boyutlu oyunlar üretilmeye başladı. 3 boyut devrine geçtikçe doğal olarak 2 boyutlu oyunların pabucu dama atıldı. Bir çok oyun türü (FPS, Action, Strateji) bu geçişi coşkuyla karşıladı ve rahat bir geçiş yaşadı. Yeni 3 boyutlu sistem oyunlara daha gerçekçi grafikler kazandırarak insanları sanki oyun oynuyor değil de gerçekten o oyunun içinde olduğu hissine git gide yaklaştırdı. Bu da bir çok oyun için gerçekten çok büyük bir sıçrama yarattı. Adventure oyunları hariç. Bütün oyun türleri 3 boyuta güle oynaya geçerken adventure oyunları bu 3 boyutlu sisteme alışamadı. Büyük bir çöküş yaşadı diyebilirim çünkü adventure oyunlarında gerçekçilik ikinci sıradadır. Yapılanlar çok basittir. Bir mouse imleci ile karakterinizi kontrol eder, eşyaların yanına yaklaştırır, o eşyaları inceler ne olduğuna bakar, gerekirse sonsuz büyüklükteki inventorynize alırsınız ve kafanızı kullanarak gerektiği yerde belirli kombinasyonlarla parçaları birleştirir ve bölümleri geçersiniz. Bu anlattıklarımı olabildiğince gerçekten uzak olacak şekilde çizilmiş iki boyutlu çizimlerle de desteklersiniz. Bunlar 2. boyutta çok kolaydır. Kağıt üzerinde iki resim arasındaki 7 farkı bulma oyununu düşünün. Şimdi de bu oyunu 3 boyutlu bir kağıtta oynamaya çalışın, oyunun aslında ne kadar zor olduğunu ve oyunu oynayan kişiye zevk vermek yerine bıkkınlık verdiğini göreceksiniz. Aynı durum adventurelar içinde geçerli oldu. İki boyutta eğlenceli çizimler kullanılarak üretilen adventure oyunları 3 boyutlu modelleme yapısına geçince, yaratılan karakterler artık o kadar eğlenceli ya da korkutucu görünmemeye başladı. 3. boyuta geçildiği için tam sebebini bilmesemde artık oyun firmaları mouse kullanımını da azaltmıştı ve kontrolleri daha çok klavye ile yapıyorlardı. Adventure için bir sekte daha… Hal böyle olunca büyük oyun firmaları adventure oyunlarını bir kenara bırakıp bunun yerine adventure öğeleri serpiştirilmiş strateji, aksiyoun, fps oyunları gibi oyunlar yapmaya ve bu sayede adventure oyunlarının yerine 3. boyutu rahat kullanan oyunları tercih etmeye başladır. Sonuç olarak adventure türü büyük firmalar için artık gözden çıkarılmış, mazi de bir tür olarak tozlu raflarda yerini aldı (çok pis klişe oldu
). Fakat teknoloji geliştikçe insanların hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Bu kolaylaştırma her anlamda olduğu gibi oyun sektöründe de aynı şekilde işlerin kolaylaşması anlamında sürüyor. Hala çok büyük bütçeli oyun yapımlarını üretmek tabi ki çok zor bir iş. Fakat eskiden çok büyük sermayelerle üretilen 2 boyutlu oyunlar artık hiç para harcamadan ve çok az emek sarfederek üretilebiliyor. Bu sayede de geriye sadece dağıtım için gerekli olan küçük bir miktar maddi destek ve güzel bir fikir bulmak kalıyor. Bu da dünya üzerinde oyun üretmeye meraklı fakat imkanları olmayan insanların küçük oyun firmaları kurmalarına olanak sağlıyor. Biri çizer, biri programcı olan ve kafasında güzel bir oyun fikri olan iki arkadaş biraz emek sarfederek ve biraz da para denkleştirerek ufak çaplı bir oyun şirketi kurabiliyor. Bu da tabi ki oyun çeşitliliğini arttırıyor ve eski oyun türlerini de raflardan çıkartıyor.
Bugün size anlatacağım oyun tam da bu yukarıda bahsettiğim küçük oyun şirketlerinden birisi tarafından yapılmış harika diyebileceğim oldukça eğlenceli bir oyun. Adı Machinarium. 7 Çek geliştirici tarafından 3 yıl gibi oyun sektörü için kısa denilebilecek bir sürede, biriktirdikleri 1,000 dolar gibi çok düşük bir bütçeyle geliştirlen “point & click” 2 boyutlu adventure oyunu. Oyun sadece robotların bulunduğu garip bir dünyada geçiyor ve siz boyu uzayıp kısalabilen ufak bir robotsunuz. Oyuna hiçbir şeyden habersiz bir şekilde paramparça olarak başlıyorsunuz ve oyun ilerledikçe aslında neler olduğunu öğreniyorsunuz. Oyunda iletişim kurduğunuz herşey robot. Yalnızca bir yerde bir kaç bitki ile haşır neşir oluyorsunuz o kadar
. Oyun ile ilgili oyun içi çok fazla bir bilgi verebileceğimi sanmıyorum çünkü söyleyeceğim herşeyin oyun için bir spoiler niteliği taşıyacağını düşünüyorum. Oyun adobe flash player ile yapılmış, Windows, Mac OS X ve Linux işletim sistemlerinde sorunsuz bir şekilde çalışıyor. Oyun ile ilgili en ilginç özelliklerden birisi oyunda hiç bir diyaloğun ne konuşarak ne de yazı ile geçmemesi. Diyaloglar sadece iletişime geçtiğiniz karakterlerin veya sizin kafanızda baloncuklar ve bu baloncuklarda oluşan görüntüler olarak görünüyor. Machinarium çok uzun bir oyun değil ben dün akşam 6 – 7 saat gibi bir süre de bitirdim. Tabi benim adventure oyunlarına olan becereksizliğimden dolayı bu kadar uzun sürdüğünü düşünüyorum. Bu tarz oyunlarda yetenekli arkadaşlar bu oyunu çok rahat 3 – 4 saatte bitirebilir. Machinarium’un demosuna oyunun resmi sitesinden erişip internet üzerinden oynayabilirsiniz. Bu tarz oyunları seven arkadaşların kaçırmamasını öneririm zaten bu zamanlarda kaç tane adventure oyunu çıkıyor ki eğer imkanınız varsa oyuna destek olmak için satın bile almanızı öneririm. Şu anki fiyatı 20 dolar olan oyunu Fastspring, Steam, Direct2Drive ve GamersGate gibi oyun satın alma platformlarından satın alabilirsiniz. Şu an bu kadar paranın çok fazla geleceğini düşünen arkadaşlara da biraz bekleyip satın almalarını yine tavsiye ederim çünkü zaman geçtikçe bu oyunların fiyatı 5 dolarlara kadar iniyor ve 5 dolar da olsa bu tarz ufak çaplı oyun yapımcılarına her zaman yardım etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede oyunlarda Amerikan tekelciliğinden kurtulabiliriz. Yazımızın sonuna gelirsek Machinarium benim gözümde 10 üzerinden 9 puanlık küçük ama çok güzel bir oyun. Bu tarzı seven herkese tavsiye ederim. Bir dahaki yazıma tekrar görüşmek dileyiyle hoşçakalın (yine klişe yine klişe
).
NOT: Oyunun resmi sitesine buradan ulaşabilirsiniz.






Machinarium çok tatlı bir oyun. Sen benden önce davranıp daha erken bir yazı yazmışsın. Ben henüz oyunu bitiremedim. Eğlenceli olduğu kadar da zor bir oyun. Şimdiye kadar oynadığım bölümlerin hiç birini ipuçlarına bakmadan bitiremedim ben
[...] evde yapacak bir şeyler arıyordum, bir kaç ufak indie tarzı oyun oynadım. Bunlardan biri Machinarium‘du zaten bununla ilgili bir yazı yazmıştım. Machinarium dışında [...]
arkadaş ben bişi rica etsem takıldım çok kötü beş tane vidayı bir türlü yan yana getiremiyoum bir robotla oynanan oyun yardım ederseniz çok sevinirim ….
Oyun içerisinde sağ üst köşede bir tane kitap var. O kitabı açmayı başarırsan (kitabı açmak için ufak bir oyun oynaman gerekiyor) zaten orada o bölüme ait çözümleri gösteriyor. Bu sayede geçemediğin yeri geçebilirsin.